Yığılca Kahvaltı: Orman Köylerinde Bal ve Organik Sofra
Düzce merkezden Yığılca'ya doğru yol, bir noktadan sonra ağaçların altına girer ve bir daha pek çıkmaz. İlçe, Düzce'nin en geniş yüzölçümüne sahip parçası; aynı zamanda en ormanlık olanı. Resmî verilere göre 640 kilometrekarelik alanın büyük bölümü ormanla kaplı, 44 köy bu yeşilin içine dağılmış durumda. Buraya kahvaltı için gelmek, aslında bir mekân aramaktan çok bir tempoya uyum sağlamak demek.
Köy Sofrasının Mantığı
Yığılca köylerinde kahvaltı, şehirdeki gibi menü üzerinden kurulmuyor. Sofra, evin ve mevsimin elinde ne varsa onunla şekilleniyor. İlçe ekonomisinin temelinde fındık var — köylerin neredeyse tamamında fındık bahçesi bulunuyor — ama geçim tek başına fındığa bağlı değil. Ormandan gelen ıhlamur çiçeği, kuşburnu, mantar, muşmula gibi ürünler hem mutfağa hem küçük gelir kalemlerine giriyor. Kümes hayvancılığı da yaygın, dolayısıyla yumurtanın o sabah toplanmış olması burada sıra dışı bir durum değil.
Bu yapı kahvaltıya doğrudan yansıyor. Tabaktaki tereyağı, peynir, yumurta ve reçel çoğunlukla aynı vadiden, bazen aynı evden geliyor. "Organik" kelimesi burada bir etiket değil, üretim biçiminin kendisi.
Asıl Mesele: Yığılca Balı
Yığılca'yı kahvaltı açısından özel kılan tek bir şey varsa, o da arısı. Yığılca bal arısı, uzun yıllar süren bilimsel çalışmaların ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescillendi; Ulusal Evcil Hayvan Genetik Kaynakları Tescil Komitesi'nin kararı 26 Mayıs 2022 tarihli, resmî yayım ise aynı yılın ekim ayında yapıldı. Arı, Anadolu arısının (A. m. anatoliaca) bir ekotipi olarak kayıtlara geçti.
Onu ayrı bir başlık yapan şey verim. Düzce Üniversitesi'nin arıcılık araştırmaları, bu ekotipin diğer ekotiplere kıyasla çalışkan, soğuğa dayanıklı ve belirgin biçimde yüksek bal verimine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bunun bir nedeni coğrafya: Yığılca'nın arı popülasyonu, dışarıdan ana arı getirilmediği için onlarca yıldır kendi genetik saflığını koruyor. Arı, bölgenin orman gülüne ve kestane çiçeğinin açma dönemine kendi biyolojik ritmini uydurmuş durumda.
Sofrada bunun karşılığı, kahvaltıya konan balın çeşidi oluyor: çiçek balı, kestane balı ve ıhlamur balı. Bal ağustosta, soğuk yöntemle süzülüyor. Bunun teknik bir gerekçesi var — 40 derecenin üzerindeki sıcaklık balın içindeki enzimleri ve poleni etkisiz hale getiriyor, bu yüzden ısı uygulanmadan hasat ediliyor. Tarımdan uzak, el değmemiş ormanlarda üretilmesi de balın karakterini belirleyen unsurlardan biri. Balın orman içinde nasıl üretildiğini merak edenler için bu süreç başlı başına bir konu.
Mekândan Çok Yön Tarifi
Yığılca'da, büyük şehirlerin kahvaltı sokakları gibi sıralanmış işletmeler aramak yanlış olur. İlçe merkezi küçük; asıl deneyim köylere doğru yayılıyor. Bazı köylerde aileler kendi bahçelerinde, ağaç altında masa kuruyor; bazıları yola yakın küçük işletmeler. Ortak nokta, sofranın etrafındaki manzaranın menünün bir parçası sayılması.
Pratik birkaç not. Yol köylere doğru daralıyor ve virajlı; acele etmeden gitmek gerekiyor. Balın çeşidi ve bulunabilirliği mevsime bağlı, çünkü bazı yıllar hava koşulları rekolteyi düşürüyor. Üretimin önemli bölümü Yığılca Arı ve Tarım Ürünleri Kooperatifi üzerinden değerlendiriliyor; doğrudan üreticiden almak isteyenler için köy içinde sormak çoğu zaman en sağlıklı yöntem. Hafta sonu daha hareketli, ama ormanın sesini duymak isteyen için hafta içi sabahları daha sakin.
Düzce'nin Geri Kalanıyla İlişkisi
Yığılca kahvaltısı, Düzce'nin kahvaltı haritasında kendine ait bir köşe. Merkez ve diğer ilçeler daha kalabalık, daha çeşitli; Yığılca ise sadeliğiyle ayrışıyor. Burada bir sofranın iyi olması, üzerinde kaç çeşit olduğuyla değil, o çeşitlerin ne kadar yakından geldiğiyle ölçülüyor. Düzce'nin diğer kahvaltı noktalarını keşfetmek isteyenler blog bölümümüze göz atabilir; ama Yığılca'yı görmeden o haritanın tamamlanmadığını söylemek mümkün.
Yığılca'ya kahvaltı için gitmek, bir adresi bulmaktan çok bir sabahı ormanın temposuna bırakmaktır. Tabaktaki balın hangi çiçekten geldiğini bilmek, o sofrayı şehirdeki hiçbir kahvaltının veremeyeceği bir yere taşıyor.